Bu da yenisi:
“Tecavüze uğrayan kadın ölsün, çocuğun ne günahı var!”
“Dekolte giyersen tecavüz ederler”
“Tecavüze uğrayan kadın doğurursa devlet bakar”
(p>q)
“Haydi erkekler, tecavüze!”
Beni kendi elleriyle zehirleyen devlet, kendi kendimi zehirlememden neden bu kadar rahatsızsın? O kadar umurundaysam santrallere boğma, doğamı kirletme, ağacımı rant uğruna kesme, içirdiğin süt beni zehirlemesin; takma kafanı ben sigara içmem o zaman.
Kaybolduk. Bir jenerasyon kayboldu. Eski “kayıp kuşak” gibi ilerde hakkında yazılar yazılacak bir kayıplık da değil bu üstüne üstlük. Üzerine perde geçirilecek, bulunsa bile saklanacak bir kayıplık bu. Hakkında söylenecek çok şey var, nedenleri, muhtemel sonuçları, belki üçüncü sayfa haberleri. Ama o kadar. İstediğimizi sandığımız şeylerin peşinden koşmazken, hayat bizi hiçbir şey ile karşıladı çünkü - doğal olarak. Neyi takdir edeceğimiz çok iyi gösterildiği için, takdir edilebilecek bir halt yemediğimizin de, o hiçbir şey’in anlamını da çok iyi biliyorduk. Farkındalık had safhada, fakat o farkındalığın getirdiği depresif tembellik daha kolaydı.
Sessiz, sakin ama bomboş bir sureti var benim neslimin. Sessiz sakin derken, “olaylara karışmaz”ı kastediyorum elbette.
“An”ların birbirine zincirle bağlı olduğu yerden gelip, bitenlerin ardından yenilerinin başlamadığı yerde bul kendini.
Bu da en büyük bedduam-dır, an-larımdan kurtardığım ah-ımdır.
Zaman geçmiyor.
Ama o kadar eskide kaldı ki her şey.
Yazamama sorunumla ilgili yazdıklarımda boğulacağım en sonunda.
Feist - The Limit To Your Love
Emily and The Woods - Never Play (emilyandthewoods tarafından)
<All these years, i’ve tried to ‘do something’;
Now, i’m trying to ‘be someone’. >
Morcheeba - Enjoy The Ride (UltraRecords tarafından)
“Stop chasing shadows just enjoy the ride.”
Şimdi kahvem varsa, bitter çikolatam varsa, kitaplarım önümdeyse,odam sıcaksa, yarın sınavım varsa,then what the hell benim ders çalışmamam?
